Diplomasi mi çatışma mı? ABD-İran krizi 'yüzde 50-50' noktasında

Cenevre’de sonuçsuz kalan nükleer görüşmelerin ardından ABD’li uzmanlar, Washington ile Tahran arasındaki krizin savaş ya da diplomasi yönünde eşit ihtimal taşıdığını belirtiyor. Bölgedeki askeri yığınak ve karşılıklı sert mesajlar, hata payını daraltıyor.

20 Şubat 2026 - 12:54
20 Şubat 2026 - 12:54
 0
Diplomasi mi çatışma mı? ABD-İran krizi 'yüzde 50-50' noktasında

ABD ile İran arasında Cenevre’de yürütülen nükleer müzakereler somut bir ilerleme sağlanamadan 18 Şubat’ta sona erdi. Beyaz Saray, tarafların hâlâ “birbirinden çok uzak” olduğunu açıklarken, sınırlı bir ilerleme kaydedildiğini bildirdi. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, İran’ın “önümüzdeki birkaç hafta içinde” daha ayrıntılı bir öneriyle geri dönmesinin beklendiğini söyledi.

Görüşmeler öncesinde Tahran, Hürmüz Boğazı’na yönelik canlı atışlı füze tatbikatları gerçekleştirdi. İran ayrıca 19 Şubat’ta Rusya ile ortak deniz tatbikatlarını sürdürdü. Buna karşılık Pentagon da bölgede askeri varlığını artırdı. USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve beraberindeki savaş uçakları bölge sularında görev yaparken, USS Mitscher ve USS Michael Murphy güdümlü füze destroyerleri Basra Körfezi’nde konuşlandırıldı.

Tahran ise nükleer programı ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen sivil amaçlı olduğunu savunmayı sürdürüyor ve nükleer silah geliştirme iddialarını reddediyor.

Uzmanlar: İhtimaller Eşit

18 Şubat’ta Center for Strategic and International Studies (CSIS) tarafından düzenlenen panelde konuşan eski ABD’li yetkililer, krizin geleceğini net ifadelerle değerlendirdi.

Eski ABD’li diplomat Michael Ratney, bölgenin savaş ya da barışa yönelme ihtimalinin “yüzde 50-50” olduğunu söyledi. Ratney’e göre olası bir uzlaşı, kapsamlı bir nükleer anlaşmadan ziyade çerçeve niteliğinde, güven artırıcı bir düzenleme olabilir. Böyle bir formül, ABD Başkanı Donald Trump’ın iç politikada diplomatik başarı iddiasında bulunmasına imkân tanıyabilir.

Eski Hazine Bakanlığı yetkilisi Joseph Farsakh da mevcut güvensizlik ortamında kapsamlı bir anlaşmanın zor göründüğünü belirtti. Daha olası senaryonun, sınırlı yaptırım gevşemesi karşılığında bazı başlıkların ertelendiği kısmi bir anlaşma olduğunu ifade etti.

Farsakh’a göre böyle bir düzenleme, İran’ın petrol ihracatını günlük yaklaşık 2,5 milyon varile çıkarabilir ve küresel piyasalara yıllık 50 ila 90 milyar dolar değerinde petrol girişi sağlayabilir. Ancak İran petrolünün hızlı biçimde piyasaya dönmesi, fiyatları aşağı çekerek Körfez ülkelerinin ekonomik dönüşüm programlarını zorlayabilir.

Eski Dışişleri Bakanlığı danışmanı Vali Nasr da savaş ve diplomasi ihtimallerini eşit gördüğünü belirtti. Ne Washington’un ne de Tahran’ın kapsamlı bir savaşı gerçekten istemediğini savunan Nasr, ancak karar sürecinde Trump’ın kişisel siyasi hesaplarının belirleyici olabileceğini vurguladı.

Hata Payı Daralıyor

Eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Susan Ziadeh ise bölgedeki askeri yığınağın kendi başına bir ivme yarattığını ve geri adım atmayı zorlaştırabileceğini söyledi. Savaş gemilerinin İran kıyılarına yakın konuşlanması, füze denemeleri ve karşılıklı sert açıklamalar, yanlış hesaplama riskini artırıyor.

Cenevre görüşmeleri, 6 Şubat’ta Umman’da yapılan önceki turun ardından gerçekleştirilmişti. Bölgesel aktörlerin gerilimin düşürülmesi yönündeki baskıları sürecin başlamasında etkili olmuştu.

Ziadeh ayrıca İsrail’in önemli bir değişken olduğuna dikkat çekti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun 28 Şubat’ta İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile görüşmek üzere İsrail’e gitmesi bekleniyor.

Uzmanlara göre mevcut tablo, tarafların diplomasiye dönmesi için hâlâ bir alan bıraksa da, krizin yönünü belirleyecek kararlar önümüzdeki haftalarda netleşecek.

 

Bu haber toplam 147 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 13:54:23