Kabine değişikliğini önceden tahmin eden OdaTV yazarı Elmasçı: Seçim 2027 sonbaharında
Kabine değişikliğini haftalar öncesinden yazan Odatv yazarı Hürrem Elmasçı, bu kez seçim tarihiyle ilgili dikkat çeken bir öngörüde bulundu. Elmasçı’ya göre erken seçim genel kamuoyunun beklentisi dahilinde 2026’da değil, 2027 sonbaharında yapılacak. Gerekçe ise ekonomi, anayasal takvim ve Erdoğan'ın siyasi risk hesabı.

OdaTV yazarı Hürrem Elmasçı köşesinde Kabine değişikliğini ilk benden duydunuz: Seçim tarihini de açıklıyorum... Herkesin ıskaladığı gerçek başlıklı bir yazı yayınladı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mevcut ekonomik koşullarda 2026 yılında bir erken seçime gitmeyeceğini savundu.
15 Ocak'ta Haberi ilk benden duyun: Kabine değişikliğinin eli kulağında başlıklı bir yazısında kabine değişikliği duyumlarını paylaşan Hürrem hanımın yazısında öne çıkan argümanlar şöyle:
Ocak ayında açıklanan maaş artışlarının tabanda memnuniyet yaratmadığı
Emekli ve asgari ücretlilerin son yıllardaki alım gücü kaybının telafi edilmediği
Seçimlerin kaderini ekonomik atmosferin belirlediği
Seçime giderken yüksek maaş artışı ve sosyal düzenlemeler yapılacağı
Elmasçı, Erdoğan’ın geçmiş seçim pratiklerine atıf yaparak “riskli zeminde sandık kurulmaz” tezini işliyor.
Türkiye’de bir sonraki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin normal takvime göre 2028’de yapılması gerekiyor. Ancak 2027 sonbaharında bir seçim kararı alınması halinde, seçim, Meclis kararıyla erkene alınabilir ve haliyle böyle bir durumda anayasanın iki dönem sınırlaması tartışması farklı bir zemine oturabilir.
Bu nedenle 2027 senaryosu, hem siyasi hem hukuki açıdan hesaplanmış bir zamanlama olarak değerlendiriliyor.
Son dönemde televizyon ekranlarında 2026’da erken seçim ihtimali konuşuluyor. Ancak bu senaryonun gerçekleşmesi için, öncelikli olarak ekonomik göstergelerde hızlı toparlanma, enflasyonda belirgin düşüş ve seçmen memnuniyetinde gözle görülür artışın gözlemlenmesi gerekiyor.
Mevcut ekonomik tablo ise hâlâ sıkı para politikası, yüksek faiz ve kontrollü harcama süreciyle ilerliyor. Bu da kısa vadede geniş tabanlı refah artışını sınırlıyor.
Elmasçı’nın tezine göre, 2026 seçim için erken; 2027 ise ekonomik manevra alanı açısından daha elverişli.
Türkiye’de son seçimlerde ekonomi belirleyici faktör oldu. 2018 seçimleri öncesinde kredi genişlemesi yaşanırken, 2023 seçimleri öncesinde EYT düzenlemesi, maaş artışları ve sosyal transferler ön plana çıktı. Bu örnekler, seçim öncesi ekonomik rahatlama stratejisinin kullanıldığını gösteriyor.
2027 senaryosunda ise, emeklilere yüksek artış, asgari ücrette güçlü düzenleme ve kamu harcamalarında genişleme gibi adımların seçim öncesi devreye alınabileceği öngörülüyor.
Muhalefet kanadı ise erken seçim çağrısını sürdürmekle birlikte henüz ortak ve güçlü bir aday stratejisi ortaya koymuş değil.
Yerel seçim sonuçları muhalefete moral kazandırmış olsa da, ekonomi merkezli bir seçim atmosferinde nasıl bir karşı söylem geliştirileceği ve ortak aday stratejisinin ne olacağı belirsizliğini koruyor. Bu durum da iktidarın zamanlama konusunda daha rahat hareket etmesine zemin sağlayabilir.
Elmasçı yazısında, kabinedeki değişimlerin iki isimle sınırlı kalmayacağını ve seçim sürecine uygun bir ekonomi kadrosunun oluşturulacağını da öne sürüyor. Bu iddia, seçim takviminin ekonomik stratejiyle birlikte planlandığı yorumlarını güçlendiriyor.
Hürrem Elmasçı’nın yazısı bir kulis aktarımı ve siyasi analiz niteliği taşıyor. Kesin bir tarih değil; geçmiş deneyimlere ve mevcut ekonomik koşullara dayalı bir öngörü sunuyor. Ancak kabine revizyonunu önceden tahmin etmiş olması, bu yeni iddiaya Ankara kulislerinde daha fazla dikkat çekilmesine neden olabilir. 2026 mı, 2027 mi sorusu henüz net değil. Fakat görünen o ki seçim takvimi tartışması, ekonomi verileriyle paralel ilerlemeye devam edecek.
Son güncellenme: 16:41:51


































































































































































































