Kürtler, 13 No’lu Kararnameyi Nasıl Karşıladı?
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Kürtleri ülkenin asli bir bileşeni olarak tanıyan 13 No’lu kararnamesi, Suriye Kürtleri arasında farklı tepkilere yol açtı. Kararname bazı kesimlerce tarihi bir adım olarak görülürken, bazıları tarafından yetersiz ve geçici bulunuyor.
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın 16 Ocak 2026’da yayımladığı 13 No’lu kararname, Kürtleri Suriye halkının asli ve köklü bir bileşeni olarak tanıyarak kültürel, dilsel ve sosyal temel haklarını güvence altına almayı öngörüyor. Kararname, ulusal birlik çerçevesinde Kürt kimliğinin resmî olarak tanınması bakımından ülkede bir ilk olma özelliği taşıyor.
Kararname, Suriye Kürtleri arasında farklı tepkilere neden oldu. Toplumun bir kesimi bu adımı memnuniyetle karşılarken, başka bir kesim ise kararnameyi önemli bulmakla birlikte yetersiz ve geçici olduğu gerekçesiyle temkinli yaklaştı.
Özellikle Kuzey ve Doğu Suriye(Rojava) Özerk Yönetimi, “hakların geçici kararnamelerle değil, anayasal güvenceyle korunabileceğini” savunarak ihtiyatlı bir tutum benimsedi. Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ise kararnameyi “üzerine inşa edilebilecek bir temel” olarak değerlendirdi.
“Tarihi ama yeterli değil”
Siyasetçi ve aktivist Muhammed Mela Reşid, Raseef22’ye yaptığı değerlendirmede, Kürtlerin Suriye devletinin kuruluşundan bu yana sistematik dışlanma ve baskılara maruz kaldığını hatırlatarak, 13 No’lu kararnameyi bu açıdan önemli bir kırılma noktası olarak nitelendirdi. Reşid, kararnameyle birlikte Kürtlerin ilk kez resmî olarak tanındığını ancak bunun pratik adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Reşid’e göre kararname, Kürtlerin devlet içinde siyasi, toplumsal ve güvenlik alanlarında ortak bir aktör olarak yer almasının önünü açabilir; ancak bunun için somut uygulama mekanizmalarının hayata geçirilmesi şart.
Hukuki boyut tartışması
Kürt Ulusal Konseyi’nin hukuk bürosu üyesi Avukat Muaz Yusuf ise kararnameyi hukuki açıdan değerlendirerek, metnin anayasal bildirgeyle uyumlu olduğunu ve Kürtleri asli bir unsur olarak tanımlamasının önemli olduğunu söyledi. Yusuf, Kürtçenin ulusal dil olarak tanınması ve Newroz’un resmî bayram ilan edilmesinin anayasal ilkelerle örtüştüğünü belirtti.
Buna karşılık bazı hukukçular ve akademisyenler, kararnameyi “mevcut anayasal bildirgede zaten yer alan hakların yeniden teyidi” olarak görerek, Kürtlere siyasi ve idari haklar tanımadığı gerekçesiyle eleştiriyor.
Siyasi denge tartışması
“Suriyeliler İçin Hakikat ve Adalet” örgütünün yöneticisi Bassam el-Ahmed ise kararnameyi, Kürt meselesini çözen nihai bir adım olarak görmenin yanlış olacağını ifade etti. Ahmed’e göre kararname, ne Kürtlerin tüm taleplerini karşılıyor ne de anlamsız bir metin; aksine, orta noktada duran ve siyasi anlamı olan bir belge niteliği taşıyor.
Resmî Kürt kurumlarının tutumu
Özerk Yönetim tarafından yayımlanan açıklamada kararname “ilk adım” olarak nitelendirilirken, kalıcı çözümün demokratik ve adem-i merkeziyetçi bir anayasa ile mümkün olabileceği vurgulandı. Kürt Ulusal Konseyi ise kararnamenin Kürt meselesinin adil ve kapsamlı çözümüne giden yolda önemli bir başlangıç olduğunu savundu.
Genel olarak Suriye Kürtleri arasında 13 No’lu kararnameye dair hâkim görüş, bunun önemli ancak eksik bir adım olduğu yönünde. Kararnameyi gerçek bir kazanıma dönüştürecek olanın ise, anayasal güvence, siyasi diyalog ve somut uygulamalar olacağı konusunda geniş bir mutabakat bulunuyor.
Son güncellenme: 03:28:41