Uçum’dan Öcalan’ın statüsü tartışmalarına ilişkin açıklama
Mehmet Uçum, Barış sürecinde Abdullah Öcalan’ın statüsüne ilişkin tartışmaları değerlendirerek, İmralı’da oluşturulan çalışma alanı ve gelecekte sağlanabilecek açık görüşme imkânlarının serbest bırakılma ya da imtiyaz olarak yorumlanmaması gerektiğini savundu.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı’nda yayımlanan yazısında, ,“TerörsüzTürkiye”sürecinin mevcut aşamasını, Abdullah Öcalan’ın statüsüne ilişkin tartışmaları ve sürecin önündeki engelleri değerlendirdi.
Terörsüz Türkiye sürecinin bir çözüm süreci değil, geçiş süreci olduğunu belirten Uçum, 7595 sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un yürürlüğe girmesiyle yeni bir döneme geçildiğini ifade etti. Uçum, kanunun uygulanmasıyla birlikte sürecin somut adımlarla ilerleyeceğini kaydetti.
Öcalan’ın statüsü tartışmalarına ilişkin açıklama
Abdullah Öcalan’ın statüsüne ilişkin tartışmaların sürecin amacından uzaklaştırıldığını savunan Uçum, İmralı’da cezaevi binasına bağlı olarak oluşturulan çalışma alanının Öcalan’ın rolünü yerine getirebilmesi amacıyla hazırlandığını belirtti.
Uçum, Öcalan’a sağlanan imkânların serbest bırakılma veya ayrıcalık olarak değerlendirilmesine karşı çıkarak şu ifadeleri kullandı:
“İmralı’da cezaevi binasına bağlı bir ünite olarak yapılan mekân, Öcalan’ın rolüne ve görevine uygun çalışma ortamı oluşturmak içindir.”
Açık görüşme imkânlarının gelecekte genişletilmesinin de devletle ve toplumla bütünleşme perspektifi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunan Uçum, bu adımları imtiyaz olarak yorumlayan yaklaşımların süreci aksatmaya yönelik olduğunu ileri sürdü.
Uçum, Öcalan’ın özgür bırakılması gibi konuların gündeme getirilerek yapay tartışmalar oluşturulmasının da sürecin ilerlemesine zarar verdiğini ifade etti.
“2026 yılı bitmeden MGK kararı alınmalı”
Yazısında 7595 sayılı Kanun’un uygulama aşamalarına da değinen Uçum, erteleme mekanizmasının işletilebilmesi için belirli hukuki koşulların yerine getirilmesi gerektiğini belirtti.
Uçum’un aktardığı sürece göre, öncelikle örgütün fiilî varlığını sona erdirdiğine ve silahların teslim edildiğine ilişkin tespitlerin teyit edilmesi, ardından Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararının alınarak Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor.
Bu ilanı takip eden altı aylık süre içerisinde kanun kapsamındaki kişilerin yetkili mercilere yazılı başvuruda bulunabileceğini belirten Uçum, başvuruların yargı mercilerince değerlendirileceğini ve kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesi hâlinde erteleme kararı verilebileceğini kaydetti.
Uçum, tespit ve teyit aşamasının hızlandırılması gerektiğini vurgulayarak, “Herkes, 2026 yılı tamamlanmadan tespit ve teyide ilişkin MGK kararının alınması ve ilan edilmesi için en yüksek çabayı göstermelidir” dedi.
Süreci aksatma girişimleri eleştirisi
Terörsüz Türkiye sürecine yönelik bazı siyasi ve örgütsel çevrelerin tutumlarını da eleştiren Uçum, farklı gündemler üzerinden yürütülen tartışmaların sahadaki tespit çalışmalarını yavaşlatabildiğini öne sürdü.
Demokratik siyaset alanındaki yeniden yapılanma tartışmalarının ve siyasi pozisyon mücadelelerinin süreci olumsuz etkileyebileceğini belirten Uçum, tarafların ikircikli tutumlardan vazgeçerek tespit sürecinin hızlandırılmasına katkı sunması gerektiğini ifade etti.
Uçum, sürecin tamamlanmasının önüne geçilemeyeceğini savunarak, eski düzenin devamının artık mümkün olmadığını ileri sürdü.
Yeni anayasa için ayrı müzakere süreci vurgusu
Uçum, Terörsüz Türkiye süreci ile demokratikleşme ve yeni anayasa çalışmalarının birbirinden farklı dinamiklere sahip olduğunu belirtti.
Terörsüz Türkiye’yi bir diyalog süreci, yeni anayasa çalışmalarını ise bir müzakere süreci olarak tanımlayan Uçum, iki başlığın birbirine karıştırılmaması gerektiğini savundu.
Yeni anayasa sürecinin toplumun bütün kesimlerini kapsaması gerektiğini belirten Uçum, anayasa tartışmalarının etnik ve kimlik siyaseti üzerinden yürütülmesine karşı çıktı. Yeni anayasanın ayrıştırıcı değil, kapsayıcı ve bütünleştirici bir anlayışla hazırlanması gerektiğini ifade etti.
Uçum, 2028 seçimlerine kadar yeni anayasanın temel yaklaşımları konusunda fikir birliği oluşturulabileceğini, 29. dönemde ise yeni anayasanın geniş mutabakatla kabul edilerek halkın onayına sunulmasının hedeflenebileceğini kaydetti.
Son güncellenme: 19:09:31

































































































































































































