Mustafa Yelkenli: Kürtler ve Asimov’un Üç Robotik Yasası

Sovyetler Birliğinin kurulması insanlık için büyük bir kazanım Kürtler için felaket olur. Orta Doğu’da Osmanlı sömürgeciliğine karşı Araplar İngilizlerle iş birliği yaparak özgürlüklerine kavuşurken Kürdistan coğrafyası İngilizlerin insafına kalır. Sovyetlerde baş gösteren karşı devrim hareketini Kızıl Ordu ezdikten sonra İngilizler için artık en önemli öncelik Sovyetleri sınırlandırmak ve komşu ülkelerin Sovyetlerin nüfuz alanına girmelerini engellemek olur. Bunun için de Osmanlının enkazı üstünde kurulacak olan Türkiye’nin Sovyetlerle iş birliği içinde olmamasını sağlamak tüm uğraşılarının başında gelir. Nitekim daha önce İngilizlere hayranlık duyan ve İngilizlerin tüm taleplerini kabul eden Mustafa Kemal sovyetik bir devlet kurmayacağı garantisini verir; İngiliz ve Fransız sömürgecileriyle iş birliği yaparak Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesinde önemli rol oynar. Büyük bir coğrafyanın ve halkının dört farklı ülkelere paylaştırılması doğaldır ki her parçada her yönden huzursuzlukları doğurur. Kürtleri baskılamak, denetim altına almak, onları onlara rağmen yönetmek ancak büyük baskılarla mümkün olur. Irak’ta, İran’da, Suriye’de her hak talepleri idamlarla katliamlarla bastırılır. Diğer parçalarda Kürtlerin dillerine ve kültürlerine çok fazla bir müdahale olmadığı halde Mustafa Kemal bu konuda en zalim ve merhametsiz uygulamalara imza atar. Kürtlerin ana dillerini konuşmalarını yasaklar. Bu korkunç ve insanlık dışı yasak yüzyıla yakın bir süre devam eder. Bugün bile Kürtler kendi ana dillerinde eğitim yapma hakkında yoksunlar. Dört parçadaki Kürtler de parçalanmışlıktan dolayı diğer parçalardaki baskılar nedeniyle soydaşlarıyla doğrudan iletişim ve iş birliğinde bulunamadıklarından süreç içinde ayrışırlar. Her parça kendi koşullarına uygun stratejiler geliştir. Öyle ki bazen bu zorunluluk diğer parçaların aleyhine olur. Dolayıyla bütünlüklü ortak bir strateji geliştiremezler. Bununla beraber Kürtlerin farklı mezheplerde olmaları da kendi aralarında ortaklaşmaya engel olan faktörlerin birisi haline gelir. Oysa Kürtlerin tüm olumsuz koşullara rağmen hedefe varmaları bütünlükçü bir siyaset anlayışını geliştirmekle ve bunun etrafında kenetlemekle ancak mümkün olacağını son günlerde Suriye’de yaşananlar fazlasıyla gösterdi.
Bütünlüklü bir siyaset Kürtler için zorunluluk haline gelince her dört parçanın kendi özgün dinamiklerinin diğer parçadaki Kürtlerin çıkarlarıyla çekişmemesi de önem kazanmaktadır. Ne yapmalı sorusu burada kafaları kurcalarken Asimov’un robotların hem kendi yaşamlarını hem de insanların yaşamını tehlikeye atmamaları için geliştirdiği üç robotik yasa dört parçadaki Kürt siyasetçiler ve örgütler için esin kaynağı olabilir.
Hayatı boyunca 500’den fazla kitap yazan biyokimya profesörü Isaac Asimov (2 Ocak 1920-6 Nisan 1992) ölene kadar bilimkurguyla da ilgilenir. Unutulmaz roman ve öyküleriyle bu türün gelişime büyük katkıları olur. Gelecekte robotlarla insanların çekişmelerini engellemek için de üç robotik yasayı geliştirir. Şimdiden yapay zekanın tavsiye isteyen insanlara yanıltıcı bilgiler vermeleri, ya da psikolojik sorunları için yardım isteyenlere intihar et önerisinde bulunarak insanların ölümüne neden oldukları basına düşünce Asimov’un geliştirdiği bu kuralların gelecekte yapay zeka yazılımlarında da uygulanabileceği olasılığını akla getiriyor. Bilim insanları tarafından da önemsenen Isaac Asimov’un üç robotik yasası şöyle:
1.Yasa: Bir robot, insan yaşantısına asla kast edemeyeceği gibi, etkisiz kalmak yoluyla bile olsa, bir insanı, karşı karşıya kaldığı tehlikeyle yapayalnız bırakamaz.
2.Yasa: Bir robot, birinci kuralla çelişkili olmamak koşuluyla, verilen bütün emirleri yerine getirmekle yükümlüdür.
3.Yasa: Bir robot, kendi öz varlığını korumak için, birinci ve ikinci kuralla çelişkili olmayan her türlü yola baş vurabilir.
Bu üç robot yasasının daha sonra gerçek anlamda işlevsel olabilmesi için bir başka yasaya daha gerekliliğini düşünen yazar buna bir tane daha ekler. İlk üç kuralda robotların insanlara karşı kötü davranma olasılıkları yok edilmeye çalışılmıştı; ancak bununla birlikte tüm insanlık söz konusu olunca robotlar nasıl davranacaklardı? İşte bu soruya yanıt arayan yazar bir başka kurala daha gereksinim olacağını duyarak dördüncü yasayı geliştirir. Ancak üç robot yasası kuralını da bozmak istemez. Bu nedenle sonradan eklediği bu yasaya sıfır yasa adını takar.
Sıfır (Zeroth) Yasası: Bir robot insanlığa zarar veremez ya da hiçbir harekette bulunmayarak insanlığın zarar görmesine göz yumamaz.
Bu yasanın literatüre girmesiyle doğal olarak ilk yasa şöyle değişiyordu:
1.Kural: Bir robot bir insana zarar veremez ya da bir harekette bulunmayarak bir insana zarar gelmesine göz yumamaz. Sadece Zeroth Yasasına aykırı durumlar bunun dışında kalır.”[1]
Bu kuralları dört parçaya bölünmüş Kürt Ulusal Kurtuluş Mücadelesinin diğer parçalardaki mücadeleyi olumsuz etkilememesi için şöyle uyarlayabiliriz.
1. Kürdistan’ın her parçası diğer parçalardaki ulusal mücadelenin karşı karşıya kaldığı saldırılara karşı yalnız bırakamaz.
2. Kürdistan’ın her parçası birinci kuralla çelişmediği sürece kendi coğrafyasında ulusal mücadelenin gerektirdiği her yönteme başvurabilir.
3. Kürdistan’ın her parçası kendi özgün yapısını korumak için birinci ve ikinci kurallarla çelişkili olmayan her türlü yöntemi kullanabilir.
Tıpkı Asimov’un sonradan eksik bularak geliştirdiği sıfır kuralına da Kürtlerin ihtiyacı olacağı açıktır. Çünkü Kürtler diğer uluslar gibi insanlığın bir parçası olmakla beraber birlikte yaşadığı halklarla karşı sorumluluğu var. Sorun yaşadığı kendisini sömürgeleştiren ve demokratik halklarını gasp eden sömürgeci güçlerdir. Sömürgeci devletlerle mücadele ederken birlikte yaşadığı halkları ayrı tutmak insanlık anlayışının gereğidir. Bu anlayışla sıfır yasası şöyle olmalı:
Sıfır Kuralı: Kürtler kendi kurtuluşları için mücadele ederken başka halkların varlığına zarar veremez ya da hareketsiz kalarak diğer halkların zarar görmesine göz yumamaz.
Bu kural işlevsellik kazanınca tıpkı robot yasasının birinci kuralı gibi değişime uğrayacaktır. Değişen birinci kural şöyle olur:
1. Kürdistan’ın her parçası mücadele süresince diğer halklara zarar veremez ya da hareketsiz kalarak zarar görmesine göz yumamaz. Ancak sıfır kuralına aykırı durumlar bunun dışında kalır.
Geçmiş yıllarda ilkel milliyetçilik suçlamalarıyla Kürtlerin birbirleriyle savaştığı gerçeği belleklerde canlılığını korurken böylesi kuralların literatürde yer alması belki gerekmez ama her türlü hainlik ve alçaklıklarla karşı karşıya kalan Kürtlerin kendi gerçeklikleriyle yüzleşmeleri de artık zorunluluk olmaktadır. Kürtlerin dostlarını ve müttefiklerini çoğaltması ve onlarla ilişkilerini geliştirmesi gerekirken kendisini ezenlerin güdümüne sokmak gibi hinliklere karşı da uyanık olmalı. Hele ki Suriye’deki son gelişmelerin yarattığı hayal kırıklıklarının, egemenlerle yapılan iş birliğinin, manipülatif siyasi oyunlarının ve yalan propagandalarının halkımızı çok daha fazla umutsuzluğa sürüklemesine de fırsat verilmemeli… Zaten sömürgeci güçlerin ve onun işbirlikçilerinin arzuladıkları da Kürtlerin umudunu kırıp asimilasyonu devam ettirmek değil mi?
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
[1]Öteki Dünyalı, Bilimkurgu Dünyasına Gizemli Bir Yolculuk, Mustafa Yelkenli sayfa 96, 97 Kayıp Kitaplar Yayını, 2025
Son güncellenme: 11:53:37




































































































































































































