Suriye’de IŞİD’in yeni stratejisi: Saldırı, haraç ve sızma
IŞİD hücrelerinin Suriye’nin doğusunda yeniden aktif hale geldiği belirtilirken, örgütün yalnızca saldırılar düzenlemekle kalmayıp sivillerden haraç topladığı ve güvenlik boşluklarından yararlanarak yeni üyeler devşirmeye çalıştığı öne sürülüyor.

Terör örgütü IŞİD’in adı, Suriye'deki güvenlik tehditlerinin gündemine yeniden taşındı. Örgüt, hesapları üzerinden Suriye hükümeti hedeflerine yönelik çok sayıda saldırıyı üstlendi. Bunların sonuncusu 11 Mayıs pazartesi günü Haseke kırsalında Suriye ordusuna ait bir otobüsü hedef alan ve iki askerin hayatını kaybettiği, diğerlerinin yaralandığı saldırıydı. Al Majalla edindiği bilgilere göre IŞİD, bu saldırıdan önceki iki gün içinde Deyrezzor ilinin Zebari ve Busayra beldeleri ile ilin diğer köylerinde güvenlik güçleri ve ordu mensuplarını hedef alan dörtten fazla saldırı düzenledi.
Örgüt, başta Fırat'ın doğusu olmak üzere Suriye'nin genelinde siviller arasında giderek büyüyen bir kaygı kaynağına dönüşüyor. Sivillerin temel korkusu, örgütün Suriye hükümetine, bölgedeki sivil ve dini şahsiyetlere yönelik neredeyse günlük saldırılar düzenleme kapasitesine kavuşmasıdır.
Deyrezzor’daki çok sayıda sivil kaynağa göre IŞİD tehlikesi yalnızca silahlı saldırılarla sınırlı kalmıyor. Örgüt hücreleri, bölgedeki sivil ve servet sahibi kişileri yeniden şantaja baş vuruyor. Onlara ‘haraç’ ödemeleri yoksa kendilerinin ve işyerlerinin hedef alınacağını bildiren mesajlar gönderiyor. Öte yandan örgüt, eski üyelerinin yanı sıra Suriye hükümetinin tutum ve kararlarından duydukları rahatsızlık nedeniyle özellikle Suriye Demokratik Güçleri’nden (DSG) ve İran destekli milislerden bazı üyelere ve komutanlara geçmişteki sivil suçlarına rağmen dokunulmazlık tanınmasına öfke duyanları saflarına katmaya çalışıyor.
Al Majalla’nın aktardığı habere göre Suriye hükümeti, bölgedeki tehditlerle mücadele amacıyla Deyrizor ve diğer bölgelerdeki idari ve güvenlik yapısında çeşitli yeni değişiklikler hayata geçirdi. Bu değişiklikler ağırlıklı olarak İran destekli milislere ve IŞİD hücrelerine karşı askeri ve güvenlik kapasitesi ile eylem planları oluşturmayı, sınırları denetim altına almayı ve kaçakçılığı önlemeyi hedefliyor. Ziyad Fuad el-Ayiş'in Deyrezzor’a atanması da bu perspektiften okunabilir.
Ayiş'in geçmiş yıllarda edindiği kapsamlı güvenlik ve askeri deneyim bu atamayı anlamlı kılıyor. SDG döneminde merkezi kamplar yönetiminde görev yapan Ayiş, ardından İdlib'de Genel Güvenlik'ten sorumlu idari müdürlük görevini üstlendi. Beşar Esad rejiminin çöküşünün ardından İçişleri Bakan Yardımcılığı'na (Sivil İşler) atanan Ayiş’in görevleri arasına daha sonra SDG ile Suriye hükümeti arasındaki 29 Ocak anlaşmasını uygulamaktan sorumlu cumhurbaşkanlığı özel temsilciliği de eklendi.
Al Majalla’ya konuşan bir güvenlik kaynağı, Ayiş'in Deyrezzor’daki güvenlik aygıtında köklü değişiklikler yapması ve il yönetiminin önceliklerini belirlemesinin beklendiğini söyledi. Kaynak, “İran destekli milisler, IŞİD ve kaçakçılıkla mücadele bu öncelikler listesinin başında yer alacak" diye ekledi.
Peş peşe saldırılar ve ‘haraç’ dayatması
Suriyeli bir güvenlik kaynağı, Al Majalla’ya IŞİD’ın nisan ve mayıs aylarında saldırılarını yoğunlaştırdığını söyledi. Kaynak, Suriye hükümetinin IŞİD hücreleri de dahil olmak üzere çeşitli güvenlik tehditleriyle baş etmek amacıyla bölgeye takviye kuvvetler gönderdiğini aktardı. Ancak Fırat'ın doğusunun Suriye çölüne ve sarp arazi bölgelerine açık olması nedeniyle bu görevin kolay olmayacağının da altını çizdi. Kaynak ayrıca SDG ile varılan anlaşmanın tam anlamıyla uygulamaya konulmaması ve bölgedeki durumun istikrar kazanmamasının IŞİD ile İran destekli milislerle mücadeleyi son derece yavaşlatacağını değerlendirdi.
Kaynak, IŞİD tehlikesinin Suriye hükümetinin tüm askeri, güvenlik ve polis birimleri için öncelikli hedefler arasında yer aldığını vurguladı. IŞİD hücreleriyle mücadelenin yalnızca Fırat'ın doğusunda değil Suriye'nin tüm bölgelerinde sürdürüldüğüne dikkati çeken kaynak, Suriye iç güvenlik birimlerinin Doğu Suriye, Şam kırsalı, Suriye sahili, Humus, Halep ve Suriye'nin güneyinde de IŞİD hücrelerini gözaltına aldığını belirtti.
IŞİD, mayıs ayının ilk yarısında, Suriye'de örgüt hücreleri tarafından gerçekleştirilen dört saldırıyı üstlendi. İlki, Şam kırsalındaki Seyyide Zeynep bölgesinde Seyyide Zeynep Türbesi hatibi Şeyh Ferhan Hasan el-Mansur'u hedef aldı. İkincisi Deyrizor kırsalındaki Busayra beldesinde bir askeri, üçüncüsü Deyrizor kırsalındaki Zebari beldesinde 66. Tümen'den binbaşı rütbeli bir komutanı hedef aldı. Dördüncüsü ise Haseke kırsalında Suriye ordusuna ait bir otobüse yönelik saldırıydı.
Al Majalla, çok sayıda sivil kaynaktan IŞİD hücrelerinin Deyrizor ili ve Haseke’nin güneyinde yaşayan varlıklı kişiler ile tüccarlardan tehdit yoluyla yeniden para talep etmeye başladığını öğrendi. Bu durum, örgüt hücrelerini ve faaliyetlerini finanse etmek amacıyla sivillere yönelik şantaj politikasını yeniden devreye koyduğunu gözler önüne seriyor.
Kaynaklar ayrıca örgütün yeni üye kazanmaya çalıştığını da aktardı. Örgütün bu çabada ‘mürtet Suriye hükümetinin suçluları hesap vermek istemediği’ ve ‘(Cumhurbaşkanı Ahmed) Şara'nın bugün Suriye'yi terörle mücadele bahanesiyle tahrip eden uluslararası koalisyonun müttefiki ve üyesi olduğu’ argümanlarını öne sürdüğü belirtildi. Elbukemal’de yaşayan yirmili yaşlarındaki Basil adlı Suriyeli, “IŞİD, İran'a bağlı milislerin ve grupların pek çok komutanına geçmişteki suçlarına rağmen af tanıyan uzlaşı çabalarına karşı halkın duyduğu öfkeyi istismar etmeye ve bu pencereden yeni üyeler kazanmaya çalışıyor" dedi. Ancak Basil, “Bu girişimler şimdiye kadar büyük ölçüde başarısız olduysa da tehlike, örgütün bazılarını ikna edebilmesi ya da onları saflarına çekmek için başka açıkları kullanabilmesinde yatıyor" diye de ekledi.
Deyrezzor'dan kırklı yaşların üzerinde bir sivil olan Ebu Muhammed, IŞİD hücrelerinin geçmiş yıllarda buradaki siviller için her zaman büyük bir kaygı kaynağı olduğunu söyledi. AL Majalla’ya konuşan Ebu Muhammed, “Bu hücreler gece ve gizlice faaliyet gösteriyor. Bölgenin coğrafyasını ve halkını çok iyi biliyorlar, çünkü yıllarca bu toprakları yönettiler ve buranın insanlarını tanıdılar. Çatışmalardan kaçmayı başaranlar ise burada saklanmaya devam etti. Bu bilgi birikimi onlara askeri ve sivil hedeflere, geçici barikat ve kontrol noktalarına, bölgenin yerel hükümet yetkililerine ve varlıklı kişilere karşı hızlı saldırılar düzenleme imkânı tanıyor” ifadelerini kullandı.
Ebu Muhammed, örgütün geçtiğimiz ay Deyrezzor’da en az beş tüccar ve iş insanına ya para ödemeleri ya da hedef alınacakları tehdidinde bulunduğunu aktardı.
Haraç talebine Mayadin’de kırklı yaşlarda bir öğretmen olan Halid de dikkati çekti. Halid, "Son zamanlarda bölgede haraç uygulamalarına yavaş yavaş yeniden başladılar. Talep edilen miktarlar ise hedef alınan kişinin yaptığı ticarete göre değişiyor. Kimine yaklaşık iki bin dolar, kimine beş bin dolara kadar çıkıyor" diye açıkladı.
Halid, nisan ayında parayı ödemeyi reddettikleri anlaşılan iki kişinin dükkânının hedef alındığını da belirtti. Suriye hükümetinin bu hücrelerle mücadelede daha fazla çaba göstermesi gerektiğini vurgulayan Halid, "Hükümetin karşı karşıya olduğu tehlikelerin çok olduğunun farkındayız ve IŞİD da bunların en tehlikelilerinden biri. Bu yüzden hızla harekete geçilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
Çöl bölgesi ve Tel es-Safa, IŞİD’ın toplanma ve eğitim yeri oldu
IŞİD, örgüt hücrelerini Fırat'ın doğusu ve Suriye'nin güneyindeki bölgelerden son derece zorlu bir coğrafyaya ve örgütün IŞİD’le Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) tarafından çökertilmesinden önceki güçlü olduğu dönemden kalma çok sayıda silah deposuna ev sahipliği yapan Tel es-Safa bölgesine kaçırmaya çalışıyor. Al Majalla’nın görüştüğü pek çok sivil bu kaçakçılık operasyonlarına dikkati çekerek, örgütün kendisini tehlikede hissettiğinde çöl bölgesine ve Tel es-Safa’ya sığındığını, örgütü bu bölgelerden püskürtmek için büyük güçler, hava desteği ve hassas istihbarat gerektirdiğini anlattılar.
Örgütün söz konusu kaçakçılık faaliyetlerini bizzat yürütüyor olabileceği ihtimali güçlü. Çünkü geçmiş yıllarda da benzer operasyonlar düzenledi, bölgede eğitim kampları kurdu ve kendisini Suriye'deki çeşitli güçlerin takibinden kaçırmak istediği çok sayıda silah ve komutanı buraya nakletti.
Eski rejim ile İran milisleri 2020-2024 yılları arasında örgütün çöl bölgesi ve Tel es-Safa'daki kapasitesini kırmak için defalarca girişimde bulundu, ama bu çabalar çeşitli nedenlerle sonuçsuz kaldı. En önemli neden, bazı İran destekli milis grupların komutanlarının silah kaçakçılığını para, gıda ve silah karşılığında milisler adına yürüten örgüt hücreleriyle iş birliği yapmasıydı. İkinci neden ise örgütle yüzleşmek üzere bölgeye sevk edildiklerinde milis mensuplarının büyük bölümünün firar etmesiydi. Deyrizor'da İran milisleriyle birlikte çalışan eski bir milis üyesine göre onlarca kişi, çölde örgütle karşılaşacaklarını öğrendiklerinde milislerden ayrıldı. Ayrılanlardan biri, bunun nedenini "Operasyonlar sırasında sağlanan destek son derece yetersizdi ve üstelik örgüt üyeleri hafif silah ve kısıtlı mühimmatla bırakılıyordu. Bu da gönderilen herkesin kesinlikle ölüm anlamına geldiğini gösteriyordu” diye açıkladı.
Çöl bölgesi ve Tel es-Safa'da IŞİD ile mücadele, Esad rejiminin çöküşünün hemen ardından İsrail’in düzenlediği hava saldırılarının Suriye'nin askeri cephaneliğinin büyük bölümünü yok etmesi nedeniyle mevcut Suriye hükümetinin kapasitesini aşan büyük bir çaba gerektiriyor. Dolayısıyla söz konusu bölgede örgütle mücadelenin Suriye hükümeti ile DMUK arasında ortak bir görev olarak üstlenilmesi kuvvetle muhtemel. Suriye'nin bugün IŞİD’e karşı uluslararası koalisyonun bir üyesi olması, bu görevi karmaşık uluslararası engellerle yüzleşmeksizin yerine getirmeyi kolaylaştırıyor ve gerekli desteğin sağlanması önünde ciddi bir engel bulunmuyor.
IŞİD’in Fırat'ın doğusu ve çöl bölgesinde belirgin biçimde aktif olması, örgütün ülkenin diğer bölgelerindeki gizli faaliyetlerinin bulunmadığı anlamına gelmiyor. Bu faaliyetler tehlike bakımından Fırat'ın doğusundakilerden geri kalmıyor. Ne var ki geçtiğimiz kasım ayında Suriye hükümetinin Lazkiye’nin kuzey kırsalındaki Bedrusiyye bölgesinde bir IŞİD hücresi üyelerini gözaltına alması ve Humus, Şam kırsalı ile Suriye'nin kuzeyindeki çeşitli bölgelerde başka hücrelerin üyelerinin tutuklanması, Suriye hükümeti açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıyordu. Bu gelişmeler, örgütün yeni bölgelere sızma ve bir süre gizlenme niyetini ortaya koydu. Örgütün daha sonra istikrarı sarsmak ve Suriye hükümetinin güvenlik çabalarını baltalamak amacıyla sivillere yönelik saldırılar planladığı anlaşılıyor.
Suriye hükümeti önümüzdeki dönemde güvenliği sağlama ve yatırım ile geri dönüşü teşvik eden yeni Suriye imgesini pekiştirme konusunda büyük bir görevle karşı karşıya. Al Majalla’nın kaynaklarına göre gerçekleştirilen ve önümüzdeki dönemde yapılacak idari ve güvenlik birimleri değişiklikleri, Şam'ın bugün gözlerini birbiriyle bağlantılı karmaşık dosyaları sonuçlandırmaya çevirdiğini ortaya koyuyor. Bu dosyaların başında İran destekli milisler ve IŞİD hücreleri ile mücadele geliyor. Buna gizlice düşük fiyatlarla satılan başıboş silahların toplanması, sınır ötesi kaçakçılık faaliyetleri ve uyuşturucu ticaretinin engellenmesi, ülkenin doğusunda hüküm süren güvenlik gerginliğinin sona erdirilmesi ve güneyde Süveyda düğümüne çözüm bulunması da ekleniyor.
Son güncellenme: 11:09:05

































































































































































































