Yaşar Bazancir: Statümü, Hayatta Kalma Refleksimi?

Teslimiyet denilen şey aslında,SDG liderliğinin şu mantığına dayanıyor; “Siyasi bir statü kazanamadık ama halkımızın vatandaşlık almasını ve fiziksel olarak yok olmamasını sağladık”!.

7 Şubat 2026 - 10:39
7 Şubat 2026 - 10:44
 0
Yaşar Bazancir: Statümü, Hayatta Kalma Refleksimi?

1-Siyasi Değil İdari Model;

Şehir Merkezlerin Devri Haseke ve Kamışlo;

Antlaşma 3.ve 7.maddeleri uyarınca yıllardır süre gelen”çift başlılık”  sona eriyor;

Şehir merkezlerdeki asayış ve güvenlik sorunu  ,SDG’ye bağlı asayiş güçlerinden alınarak Suriye İçişleri Bakanlığına devrediliyor.

Yani şehir merkezleri ve stratejik konumu olan tüm  yerler, içişleri Bakanlığına bağlı Polis teşkilatına bağlanıyor

Hükümet güçleri stratejik konumu olan tüm kamu binalarına,Valiliklere,sınır ve gümrük hatlarına kalıcı olarak yerleşiyor.

Bu durum SDG nin  kontrol ettiği alanların hakimiyetini kaybettiğini,fiilen sona erdiğini tescilliyor.

Sivil kurumların entegrasyonu,sadece güvenlik değil ,eğitimden tapu dairelerine kadar tüm sivil kurumlar Şam’ın idari yapısına bağlanıyor.

Kürd halkı ciddi bir hayal kırıklığı yaşıyor.

Seçmeli Kürtçe dersi ve Özerkliğin kaybı,bir çok kesim tarafından verilen onca bedelin ardından bir “siyasi yenilgi”olarak algılanıyor.

30 Ocak 2026 itibariyle gelinen noktada,SDG’nin yıllarca inşa ettiği yapısından geriye kalanları “biçimsel bir siyasi varlık” olarak adlandırmak mümkün..

Ancak bu siyasi katılım bir ortaklıktan ziyade sisteme eklemlenmiş sembolik temsil niteliği taşıyor.

Biçimsel Temsil;

Vali ve bakan yardımcılığı antlaşma 7. Maddesi ve beraberindeki ek protokollerde,Kürdlerin  sisteme dahil edildiğini göstermek için bazı sembolik koltuklar ayrıldı.

Haseke Valiliği;,Haseke Valisinin belirlenmesinde, SDG’nin görüşünün alınacağı ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi

İle bir atamanın yapılacağı belirtiliyordu. Nitekim bir atama yapıldı..

Bakan Yardımcılığı;

SDG kanadından merkezi hükümete bakan yardımcılığı,ve diğer bazı bürokratik kurumlara yardımcılıkların atanacağı belirtiliyor.

Tabii bunlar sembolik biçimsel durumlardır.

Asıl önemli olan;karar verici mekanizmaların başında değil,Kararların Uygulandığı hiyerarşinin içinde sembolik bir yer tutmasını ifade eder.

Özerklikten “İdari Adem-i Merkeziyetçiliğe”Dönüş;

SDG nin yıllardır savunduğu “kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi”statüsü bu antlaşma ile resmen tarihe karıştı.Bunun yerine  107 sayılı Yerel Yönetimler Yasası”na benzer,”yerel idari”modeli getirildi.

Farkı ne?

Özerklikte, mevcut yasal sınırlar içerisinde,kendi yasalarınızı yaparsınız.

Bu yeni modelde ise sadece Şam’dan gelen bütçeyi yönetirsiniz. Belediye işlerine bakarsınız.

Yani siyasi bir Statü değil,İdari bir görev tanımı sözkonusudur

Kişisel Haklar;

Yaşanılan sürecin belkide en önemli somut adımı vatandaşlık.

Ama bireysel vatandaşlık.Şara’nın 16 Ocakta imzaladığı Kürd Hakları Kararnamesinde  bireysel vatandaşlık hakkı kabul edilmiş.

1962’den bu yana “yabancı”statüsünde yaşayan on binlerce Kürde “vatandaşlık hakkı”verir.

Bireye siyasi haklarını,seçme seçilme devlet memuru olma haklarını “geri”verir.

Kararnamede Kürdler toplumsal bir blok olarak değil bireysel vatandaş olarak sistemde yer almıştır.

SDG nin arzuladığı “özerk bölge”siyaseti yerine “Suriye vatandaşlığı”statüsü verilmiştir.

2-Siyasi bir aktör olmaktan  Sistem içi bileşene dönüşme;

Antlaşma diğer bir kırıntısı,SDG artık uluslararası alanda veya Şam nezdinde bir muhatap değil,Suriye devletinin bir bileşeni olarak tanımlanmasıdır.

Antlaşma metninde geçen”ulusal ortaklık” ve “anayasal güvence” gibi ifadeler SDG için “can simidi” olsada, sahadaki bu durum,Her türlü askeri ekonomik-petrol, gaz ve idari gücün

Merkeze devredilmesi anlamına geliyor.

Bu durum;SDG yi  bir güç merkezi olmaktan çıkarıp,merkezi hükümetin içindeki bir “alt veya güvenlik birimi” konumuna indir giyeceği bir çok analizin ortak paydasını oluşturmaktadır.

Sonuç olarak;

Teslimiyet denilen şey aslında,SDG liderliğinin şu mantığına dayanıyor; “Siyasi bir statü kazanamadık ama halkımızın vatandaşlık almasını ve fiziksel olarak yok olmamasını sağladık”!.

Ancak  bu, siyaset bilimi açısından bakıldığında bir siyasi statü olmaktan ziyade ,Siyasi bir yapının devlet sistemi içerisinde eritilmek istenmesidir.                                                                Bağımsızlık yok,Federasyon yok,Özerklik yok,İdari özerklik yok ve hatta “övünç kaynağı” haline getirilen Kantonlar dahi yok.Sadece “Suriyeli Kürd bireylerin”hukuki tanınması var.

Kürt halkının tarihsel ve demokratik taleplerini sunmak yerine

mevcut konjonktürde ayakta kalabileceği en dar alan kabul edilmiştir.

Siyasi anlamda bir varlıktan bahs edilecekse, bu artık “kollektif bir özerklik değil”,merkezi devletin  müsaade ettiği kadarıyla bir temsil hakkıdır.

Seçmeli Kürtçe dersi,

Sembolik bir vali veya bakan yardımcılığı,

Devasa bir askeri ve ekonomik gücün (DSG’nın eski gücü) karşılığında alınan oldukça küçük tavizlerdir..


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 607 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 11:46:28