Analiz - Devlet Yönetimi Deneyimi Olmayan Bir Gücün Suriye’yi Sürüklediği Çıkmaz
Suriye’de silahlı bir yapının kısa sürede devlet aygıtını devralmasının ardından, ekonomik çöküş, kurumsal dağılma ve güvenlik boşlukları derinleşiyor. Sosyal desteklerin kesilmesi, liyakat dışı atamalar ve aşiret dengelerinin bozulması, ülkeyi yeni kırılmalara açık hale getiriyor.

Suriye’de son dönemde ortaya çıkan tablo, silahlı bir örgütlenmenin devlet yönetme pratiğiyle karşı karşıya kaldığında yaşadığı yapısal sorunları gözler önüne seriyor. Uzun yıllar boyunca askeri ve ideolojik reflekslerle hareket eden bir yapının, karmaşık bir toplumu ve ekonomiyi yönetme kapasitesi ciddi biçimde sorgulanıyor.
Devlet Mekanizması Yerine Güvenlik Refleksi
Sahadaki gözlemlere göre, mevcut yönetim anlayışı kurumsal devlet aklından çok güvenlik merkezli bir çizgide ilerliyor. Bu durum;
Kamu kurumlarının işlevsizleşmesine,
Devlet çalışanlarının maaş ve özlük haklarında belirsizliğe,
Sosyal yardımların ve sübvansiyonların ani biçimde kesilmesine yol açıyor.
Sonuç olarak, devlet aygıtı bir “hizmet üreticisi” olmaktan çıkıp, kaynak dağıtan dar bir güç ağına dönüşüyor.
Ekonomide “Şok Tedavisi” ve Toplumsal Çöküş
Yaptırımların gevşetilmesine rağmen, ekonomide hissedilir bir iyileşme görülmüyor. Bunun temel nedenleri arasında:
Ani ve denetimsiz liberalleşme adımları,
Kamu varlıklarının şeffaf olmayan biçimde el değiştirmesi,
Enerji gelirlerinin merkezi bir bütçeye dönüşememesi yer alıyor.
Devlet desteğinin çekilmesiyle birlikte, halkın geniş kesimleri için yaşam koşulları daha da ağırlaşmış durumda.
Aşiretler, Enerji Kaynakları ve Güvenlik Açmazı
Özellikle Fırat havzası, Deyr ez Zor ve Rakka çevresinde, enerji tesisleri ve rafineriler üzerinden paylaşılamayan gelirler, aşiretler ile güvenlik yapıları arasında gerilimi artırıyor.
Yerel aktörler, ekonomik pay ve idari temsil taleplerinin karşılanmaması nedeniyle zaman zaman silahlı eylemlere yöneliyor. Bu tablo, merkezi otoritenin ne güvenliği ne de gelir dağılımını sürdürülebilir biçimde sağlayabildiğini gösteriyor.
Liyakat Yerine Sadakat
İddialara göre, idari ve güvenlik pozisyonlarında akrabalık ve yakın çevre ilişkileri belirleyici hale gelmiş durumda. Bu durum:
Yerel halkla yönetim arasındaki mesafeyi artırıyor,
Sünni aşiretler dâhil olmak üzere farklı toplumsal kesimlerde rahatsızlık yaratıyor,
“Devlet” fikrinin yerini “grup iktidarı” algısına bırakmasına neden oluyor.
Yayılma Çabası ve İnsan Kaynağı Krizi
Silahlı yapının farklı bölgelere yayılma girişimleri, mevcut personel ve lojistik kapasiteyi zorluyor. Aşiretlere dayalı geçici ittifaklar, kısa vadede alan kontrolü sağlasa da; uzun vadede disiplin, sadakat ve güvenlik risklerini artırıyor.
Kürtlerle Yaşanan Yapısal Gerilim
Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusunda Kürt siyasi ve toplumsal yapılarıyla yaşanan sorunlar, mevcut yönetim krizinin en kırılgan boyutlarından biri olarak öne çıkıyor.
Silahlı yapı merkezli yönetim anlayışı, Kürt bölgelerinde:
Yerel özerklik taleplerini bir güvenlik tehdidi olarak algılıyor,
Kürtlerin kurumsal yönetim tecrübesini ve yerel meşruiyetini dikkate almıyor,
Müzakere yerine baskı ve geçici güvenlik düzenlemelerini tercih ediyor.
Bu yaklaşım, Kürtlerle merkezi yapı arasında siyasi bir uzlaşma zemini oluşmasını engelliyor.
Özellikle:
Yerel yönetimlerin tanınmaması,
Kürt güvenlik ve sivil yapılarının tasfiye edilmek istenmesi,
Ekonomik kaynaklara erişimde dışlanma algısı, bölgede sürekli bir gerginlik hali yaratıyor.
Sonuçta, Kürtler açısından ortaya çıkan tablo; entegrasyon değil, kontrol altına alma ve etkisizleştirme politikası olarak okunuyor. Bu da uzun vadede, merkezi otoriteye karşı pasif direnişten açık çatışmaya uzanabilecek bir risk alanı oluşturuyor.
Dış Devlet Müdahaleleri ve Parçalı Egemenlik
Suriye’deki mevcut kriz yalnızca iç dinamiklerle açıklanabilecek bir durum değil. Aksine, ülke giderek çoklu dış müdahalelerin çakıştığı bir alana dönüşmüş durumda.
Sahadaki güç dengeleri incelendiğinde:
ABD, İsrail, Türkiye, Rusya ve İran gibi aktörlerin farklı bölgelerde fiili etki alanları oluşturduğu,
Enerji sahaları, sınır hatları ve stratejik geçiş noktalarının bu aktörler arasında örtük bir rekabet alanı haline geldiği görülüyor.
Bu durum, merkezi yapının:
Egemenlik kurmasını,
Tekil bir güvenlik mimarisi oluşturmasını,
Ulusal bir ekonomi ve bütçe planı üretmesini neredeyse imkânsız kılıyor.
Özellikle kuzeydoğuda, dış aktörlerin varlığı nedeniyle oluşan gri alanlar, hem silahlı grupların hem de aşiretlerin manevra alanını genişletiyor. Bu da kaçakçılık, gayriresmî vergi toplama ve paralel güvenlik yapılarının yaygınlaşmasına zemin hazırlıyor.
Genel Çerçeveye Etkisi
Kürt meselesi ve dış müdahaleler birlikte ele alındığında, ortaya çıkan tablo şudur:
Suriye, tek bir merkezi otorite tarafından yönetilen bir devlet olmaktan ziyade, farklı silahlı yapılar, aşiret ağları ve dış güçlerin iç içe geçtiği parçalı bir egemenlik alanına dönüşmektedir.
Bu koşullarda, yönetim deneyimi olmayan silahlı bir yapının ülkeyi istikrara kavuşturması değil; krizi yönetmesi dahi giderek zorlaşmaktadır.
Bu tablo, silahlı bir örgütün “hediye gibi” ele geçirdiği bir ülkeyi, devlet yönetme deneyimi olmadan idare edemediğinde neler yaşanabileceğine dair çarpıcı bir örnek sunuyor.
Ortaya çıkan kriz yalnızca ekonomik ya da güvenlik temelli değil; aynı zamanda meşruiyet ve temsil krizi.
Mevcut gidişat devam ettiği takdirde, Kürt bölgelerinde yeni bir kırılma, dış aktörler arası örtülü çatışmaların sertleşmesi, merkezi yapının daha da dar bir coğrafyaya sıkışması olasılıklar dâhilindedir.
Son güncellenme: 22:20:38


































































































































































































