Tarihte Savaşlar, Siyasi Paylaşımlar ve Biz!
''Kürtler bölge devletlerinin dar siyaset alanından çıkarak, daha geniş ve global düzeyde sorunlara bakarak, ulusal Kurtuluş paradigmalarını oluşturmadan yol alamazlar. Yaşadıkları katliamlar zinciri hep tekrarlanarak gider...''
Bu başlığın altını doldurmak için zaman, güç, bilgi ve vizyon donanımına sahip olmak gerekiyor. Ancak burada kısa bir iki kavşak için not düşerek geçeceğim.
Tarih Tekerrür mü ediyor?.
Yıl 1910'larin sonu.
Birinci dünya savaşı yılları..
İngiliz ve Fransızlar 1. Dünya Savaşı'nın galibi...
Almanya ve Osmanlı devleti yenilgi almıştır!..
Osmanlı için 1910'larda, İmparatorluk devri kapanmış, İmparatorun kendisi, kendi devşirme subay, memur, hatta postacısının elinde maskaraya çevrilmiş.
İngilizler ve Fransızlar Doğu Avrupa, Asya ve Afrika haritasını önlerine koymuş, nasıl paylaşacaklarını, nasıl iktidarlar oluşturacaklarını, nasıl idare edeceklerini, harita üzerinde nasıl bir sömürgeci ya da Mandatör ilişkiler sürdüreceklerinin cevabını arıyorlar!..
Hay da bunlar masadaki harita üzerinde düşünür ve geleceğe dair idari planlar yaparken, bir de Çarlık düştü! Avrupa'da bir ihtimal beklenen sosyalist devrim, aniden Asya'da kendi tarzında çıkıverdi. Bolşevikler eski Çarlığın sınırlarında tasarlanan sosyalist devrimlerinin farklılıkları "İşçi, köylü, asker ittifakı" ile iktidar oldu.
Bu boydan boya, enlemden enleme yeni bir harita çıkarmayı gerekli kılıyordu...
Nasıl olacaktı?
Petrol bölgeleri, geçmiş ve yeni devlet yönetimleri, ulusların durumu, deniz, kara ve demir ulaşım ve iletişim yolları, ağları ve bağları, toplumların sosyal, ulusal direnç, duruş ve olası hareketlilikleri, güçleri ve idari becerileri ile her şey hesaplanıyor ve çıkarlarına uygun nasıl bir siyasi harita oluşturmaları ile daha azami kar elde edebileceklerinin hesaplarını yaparlar...
Daha önce Skeys-Picot Anlaşması(1916) ile tasarlanan harita, Çarlık Rusya’sının düşmesi ve Bolşeviklerin iktidara gelişi ile deşifre olmuştu. Bu nedenle bazı değişiklikler yapmayı zorunlu kılıyordu.
Savaş her kesi yorup tedirgin etmiş, yıkımlar içinde korku ve siyasi kaygılar artarak yerli yerinde duruyordu. Savaşta yenilenler, iktidar ve yayılma hesaplarını kaybetmiş, can, aile ve eldeki geçim kaynakları ile ardlarında bıraktıkları cürmün izlerini silerek, dünyanın bir köşesine sinip yaşamanın hesabını yaparken, ardlarında bıraktıkları boşluğu kim nasıl dolduracak sorusunu da geride savaşın galiplerine bırakıyorlardı.
Siyasi paylaşım masasındaki haritada bunların tamamı hesaplanıyor. Küçük bir hamle, satranç tahtasındaki oyun misali tüm taşların bir sonraki hareketini etkilediği üzere dikkatli yapılması gerektiğini ortaya koyuyordu....
..... ...
İstanbul merkezli Osmanlı devleti yenilmişti. Bunun bakiyesi üzerinde, İstanbul dışında yeni bir iktidar oluşturmak gerekiyordu. Bu gereklilik için Ankara ortaya çıktı... Aynı şey İran için de tasarlandı. Kaçar ailesi iktidardan uzaklaştırıldı, Pehlevi ailesi iktidara taşındı. Afganistan'da Emerullah ve Çan Kay Sek te Çin’de yeni bir güç olarak iktidara taşınacaktı. Bu iktidarlar, İngiliz Ve Fransızların Güney Asya'da ki pazar egemenliğine, Sovyet Rusya’sının ise henüz kurulduğu, onun varlığı için her yolun mubah olduğu, bunun için teorik ilkelere günlük sürdürebilir siyasetin de bulaştığı, pragmatik bir yaklaşımla durumu kurtarmanın paniği içinde ilişkiler geliştiriyordu. İngilizlerin el attığı bu tampon projesi içindeki güçlere, "Yeni tarzda anti emperyalist, proleter devrimlerin yedeğindeki Ulusal Kurtuluş mücadelesi" tanımıyla destek sundu... Bu tampon bölgedeki yeni iktidarlar güçlendikçe gerçekliğini açığa vuruyordu. Bu da tampon bölgedeki yeni iktidarların Milli Kurtuluş değil, emperyalizmin yedeğindeki diktatörlükler olduğu, gerçekliği idi.
Bu diktatörlükler, Yeni ulus yaratmak için kendilerine ait olmayan ülke ve ulusları soykırım yolu ile tüketerek, her birini ayrı tarzda kendine katarak, kendini yaratmanın projesinde malzeme olarak kullanıp sürdürdüler.
Bu politikada Araplar 22 Mandatör devlet olarak ortaya çıktı.
Kürtlerin ise elle tutulan gücü o zaman Süleymaniye merkezli Şeyh Mahmudê Berzenci önderliğindeki hareket idi...
Osmanlı'nın İttihat ve Terakki hareketi ve sonra onun devamı olan Kemalist hareket, İngilizlerin Şeyh Mahmud'a yakıştırılan Mandatör Kıralığa karşı, Müslümanlık ayniyeti de kullanılarak "İsterseniz sonra Müstakil/bağımsız Kürdistan devletini kurabilirsiniz" sözü ile Kürtleri İngilizlerle çatıştırmaya sevk ettı...
Kemalist Hareket, İngilizler ile olan pazarlığında, Musul ve Kerkük'ü İngilizlere verip, karşılığında İngilizlerin Kürt hareketini Mandatör düzeydeki söz ve ilişkilerinden uzak tutacak, Yunanistan İle Annatolia ve Rumelide olan sorunlarda, Mübadele yolu ile Anatolia Ankara'da kalacak, Yunan hükümeti bu paylaşımda ses çıkarmayıp susturulacak, İyonya'(bugünkü Ege ve Batı Akdeniz Bölgesi) ve Anatolia'da soykırım düzeyinde yaşanan mezalime sesiz kalacak ve Ankara'ya bırakılacak. Bir Yahudi şehri olarak İttihat ve Terakki için önemli Selanik ve Mekodonya Yunanistan'a bırakılacak, ancak orada Osmanlı devleti tarafından Müslümanlığa devşirilmiş farklı etnisitelere ait halkı Gayri Müslimlerden temizlenen alanlara getirilip yerleştirilecekti... Öncesinde çokça denenip gerçekleşmeyen bu tehcir hareketi, 1922 İzmir Yangını ile başlayıp, 30 Ağustos 1922'de "büyük taarruz"
Bugün Halep, Efrin, Grê Sipî, Serê Kaniyê, Minbiç, Derafir, Cetablus, Azez, Tel Rıfat vs. de yaşananlara pek benziyor. Colani de buradan ezberledigi dersini iyi çalışırken, ne yazık ki bir kesim Kürtler Şeyh Mahmud Berzenci in yanlışlarını resetleyerek tekrarlamaya devam ediyor..
İkinci Dünya Savaşı'nda da benzer şeyler oldu. Kürtler zayıflayacaklar ile hareket etti. Kaybetti.
Şimdi yine, Skeys -Picot ile başlayan, Lozan ile devam eden sınırlara takılı kalan Kürt siyaseti, halkın "Yek welat" özlemleri karşısında pek de duyarlı durmuyor...
O halde bu kara tablodan çıkmadan yol almak mümkün mü?
Kürtler bölge devletlerinin dar siyaset alanından çıkarak, daha geniş ve global düzeyde sorunlara bakarak, ulusal Kurtuluş paradigmalarını oluşturmadan yol alamazlar. Yaşadıkları katliamlar zinciri hep tekrarlanarak gider..
O halde, sağlıklı ulusal ve uluslararası vizyona sahip olunmadan, kim ne der zihniyetinden de sıyırarak, bağımsız düşünerek, bağımsızlık yolunda ilerleme sağlayabilirler...
Bugün hiç olmamış koşullara sahip Kürtler, siyaset üretmede de o kadar ketum ve takıntılarını aşamamış olmalarını anlamak pek zor!
Ancak Kürtlerin bu zorlu süreci lehine kullanmak için çokça sebep, zemin ve olumlu ilişki var. "Soğuk kanlı ve "enseyi karartmadan" yol almak mümkün!
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 16:51:39
