Hubris Sendromu Nedir ?

Kürd parti ve örgüt liderlerin, yıllardır artçılarına ayni ezberleri tekrar ettirmeleri milli bağımsızlık sosyolojisini tali plana düşürmeleri, ya ben ya hiç ego hastalıklı bir liderlik sendromudur, Eleştirilmelidir. Tabi siyasi, ideolojik yanlışların sorgulanması herhangi bir Kürd parti ve örgütüne karşı düşman dilini kullanmayı gerektirmiyor.

Mehmet Kobal

15.03.2024, Cum | 14:49

Hubris Sendromu Nedir ?
Makaleyi Paylaş

Psikiyatrist Jonathan Davidson ve David Owen tarafından açıklanan ve çoğunlukla siyasi liderlerde ortaya çıkan hubris sendromu güç zehirlenmesinden kaynaklanan zihinsel bir bozukluktur. Hubris sendromlu kişiler kendi de dahil herkese güvensiz, bencil, zayıf karakterli, anti sosyal ve dış görünüşünü önceleyen kimselerdir. Denetiminde olanlardan sadakat, güçlü olanlara ise benzeme psikolojisini taşırlar.

Toplumlar duyarlı duyarsız, kibirli kibirsiz, bireyci kolektif, bilinçli bilinçsiz, sosyal asosyal gibi kategorilerin toplamından oluşur. Temsilcilerini veya binicilerini seviyesine göre seçen bu kalabalığın psikolojisini (iyi kötü) kim kullanıyorsa o yönetiyor. İnsanların söylem, pratik ve davranışları aynaları oluyor. İnanç, Irk, siyaset, hukuk, adalet ve demokrasiyi bir biçimde içselleştiren, toplumsal değişimler, evrimler yaşayan batı toplumu istenilen düzeyde olmasada insan hayatına karşı sorumluluk duyan yöneticilerce idare ediliyor.

O nedenle biri öldürüldüğünde insanlar eylem yapıyor, sokaklara dökülüyor ve toplu gösteriler yapabilme hakkını kullanıyor. Türkiye, İran tipi temelini ayrımcılık, ırkçılık, diktatörlük, din tüccarlığı çatışma ve jenosid, üzerine kurmuş ülke liderleri, toplumları ise gerginlik üzerinden beslenen, savaş tamtamları çalanlarla idare ediliyor. Bu durumda yöneten, kötü ise, yönetilende iyi ve mazur görülemiyor.

Bilindiği üzere toplumları siyasi liderler yönetiyor. Bu siyasi liderlerin çoğu megaloman kaprisli narsist kişilikler olması insan yaşamını renksizleştiriyor, gerginlik ve çatışmalar üzerinde tüketiyor. Söz konusu benlik takıntılı kişilerin gücü, kontrolü eline geçirmesi ciddi bir tehlike halini alıyor. Uluslar, halklar bu tip problemli, tanrısal egolu liderlerden çok çekmiş. Bu tip liderlerin ağırlıklı bölümü hubris sendromludur.

Hubris sendromu ego düzeyi yüksek daha çok siyasi liderlerden göze çarpan tıbbi bir hastalıktır. Evvela herkes ilk başta iyi bir görünüm verir. Zamanla söylem davranış ve sosyal olgulara, yaklaşım kişinin gerçeğini açığa çıkarır. İnsanın aşırı kibire mesafeli olması için özüne güvenmesi, farklı fikirlere açık ve sadece inandıklarını dilendirmesi, inanmadıklarını ise savunmaması gerekir. Tabi kolay belirttiğim bu söylem aynı kolaylıkta vücut bulmuyor.

Bütün mesele güç, kariyer kibirine değil, göreceli nesnel bir kabul ile yanlışa karşı mücadele ve empati ikilemini elde bırakmamaktır. Tersi kronik bir ego arsızlığına uzanır. Yani kibirin ve hırsın etkisiyle paranoyak bir kişilik oluşumuna yol verir. Hubris sendromuna yakalanma olarak tanımlanan bu tip kişilerin cezası Yunan mitolojisinde adalet tanrıçası olarak tanımlanan Nemes’in verdiği rivayet edilir. Daha çok siyasi liderlerde görülen hubris sendromu egoya dayalı aşırı kibir den kaynaklı bir üstün kabul görme kompleksidir.

Toplumun bütün kategorilerinde bulunan bu tip insanlar elde ettikleri güç ve kariyeri toplumsal fayda için değil sadece benlik hobilerini tatmin etmek ve kendisi gibi olmayanlara karşı kullanma dürtüsünde olurlar. Dürüst olmak bir erdemdir. Düşünebilmek, sorgulamak gerekli bir sorumluluktur. Elbette mücadelenin bütünü değildir. Her türlü bencilikten uzak bir mücadele ile toplumu aydınlatmak, kolektif bir sosyal hedef doğrultusunda dönüştürme çabasında olmak ve eleştiri gibi eleştirilmeye de açık olmak iyi bir kültür ve kibir karşıtı bir duruştur. Egosantrik kişiliği, narsizmi yermektir.

Kimi insanlar bir yerlerden aferin alma sığıntısıyla bir şeyler kazanabilir. Ama kişilik kazanamaz. Sömürgeci ile sömürge çelişkisinin kişiliğide ego sendrom hastalığından beslenen liderleri dışlayan bir milli bağımsızlık mücadelesi ile oluşur. O nedenle ezilen ulusun milli kurtuluş statüsü bir devrim kabul ediliyor. Devrim ezen ulusta kişilik kazandırarak hizaya getirir. Sömürgeciliğe karşı sömürge bilinci böyle bir milli kurtuluş tutkusudur. Yönetenle yönetilenin antagonizmasını fark eden her insan yalnızda kalsa yapabileceklerinin uğraşında olmalıdır.

Bilimsel akla dayalı objektif fikir ve eleştiri öğreticidir. Ancak risk almada kaçınan, bilgiçlik taslayan, suya sabuna dokunmadan eleştirmek bir kibirdir. Hubris takıntılı liderlere, kişilere özenme halidir. Dava insanları mütevazi olur. Savunduklarını kolektif bir arkadaş grubuyla bina etme çabasında olmayan bir milli kurtuluşçu, devrimci toplumsal özgürlük amacı sorumludur. Özellikle neden sonuç muhasebesizliği Kürd siyaset paradigmasını tanınmaz hale getirmesi, ulusal parçalanmışlığın derinleşmesi, kolonyalizmin dört tarafımızı kuşatması ve her gün gencecik fidanların ardı sıra vahşice idam edilmesi ve öldürülmesinin birinci sorumlusu Tahran, Ankara rejimleri, liderleri ise, ikinci sorumlusu kimlerdir?

Kürd parti ve örgüt liderlerin, yıllardır artçılarına ayni ezberleri tekrar ettirmeleri milli bağımsızlık sosyolojisini tali plana düşürmeleri, ya ben ya hiç ego hastalıklı bir liderlik sendromudur, Eleştirilmelidir. Tabi siyasi, ideolojik yanlışların sorgulanması herhangi bir Kürd parti ve örgütüne karşı düşman dilini kullanmayı gerektirmiyor.

Yanlış varsa doğruda var. Felsefede hiçbir şey tek değildir. Sosyal bilimler zıtların birliğinden oluşmuş. Bu diyalektik bir kanundur. Hepimizin yanlış ve doğruları bizi çevreleyen şartlar, etkilenmeler, okumalar ve güç dengeleri ile alakalıdır. Ulusal, sosyal bir hareketi tümden düşman görme takıntısı sağlıklı bir akıl ve ruh sağlığına işaret etmiyor. Bu tip yanılsamalarda bir nevi Hubris hastalığına yelken açmadır. Alternatifsiz, sınırsız ve ölçüsüz salvoların bir sınırı olmalıdır. Ulusal çerçevede olanlardan birinden nemalanmak diğerine saldırmak çıkarsal bir zayıflık duygusudur. Duygularla siyaset tanımlanamaz. Duygunun belirli ölçüler çerçevesinde yaşanması insanın psikolojik gelişimi için bir gereksinim olabilir. Fakat gurur, hırs, kibir ve kendini beğenme gibi belirli ölçüleri aştığı zaman kişiyi kendisine ve çevresine zarar gibi anormal davranışlara götürür.

Hubris sendromundan mustarip lider ve şahısların kişilik özelliklerine bakıldığında kibirli, empati kurmaktan yoksun, kendisi dışında kimseyi düşünmeyen, hayata, dünya malına doyumsuz egosantrik düzeyi yüksek tiplemelerdir. Bilhassa yöneticilerde yaygın görülen bu sendrom, toplumsal bir karşı koyuş veya başka yöntemlerle barajlanmazsa bir güç zehirlenmesine varır. Kendi yurttaşlarını katleden Türkiye, İran gibi rejim liderleri birer emsaldir.

Tekçi lider sendromuyla toplumun bir bölümünü veya yarısını türlü daleverelerle diğer bir yarısına karşı şartlandırmak ruhsal bir hastalıktır, çağdışı bir gericiliktir. Anormal lider ve rejimler kendilerine karşı oluşabilecek anormal aksiyonların korkulu bekleyişi ve herkesi düşman görme psikolojisiyle ne pahasına olursa olsun ölümüne kadar yönetme tutkusundalar.

Narsist yapısına sahip lider ve kişilerin, kendilerini diğerlerinden üstün, özel ve seçilmiş görme paranoyası, keza büyüklük duygusuna hapsolması bir hubris sendromudur. Siyaset bürokrasi gibi yönetim erkin de aldığı güçle bastırılmış dürtülerin ortaya çıkardığı dengesiz bir kişilik erozyonudur. Kimi uzmanlara göre “Hubris sendromu kişilik bozukluğuyla güçlü bir ilişkisi var sayılır.

Hiç şüphesiz İnsan ilişkilerinin ve yöneticilik vasfının önemli bir parçası güçtür. İstisnalar dışında bu sendromun ortaya çıkmasında en önemli etkenlerden biridir. Diğeri ise o insan ilişkilerini güç ve manipülasyon becerisiyle sendromunu topluma dikte ettirmedir. Ya ben ya hiç diktatörlüğüdür. Yani tıbbi bir rahatsızlık sendromudur. İnsan psikolojisini kötü kullanmaktır. Kendisini ve toplumu tüketme hastalığıdır.

Mehmet Kobal

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

4103 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:23:42:07

Mehmet Kobal

Yazarın Önceki Yazıları

Türkiye Seçimini, Kürd Siyaseti Pusulasını Kaybetti Türklerin Seçimi ve Kürdler - III Türklerin Seçimi Ve Kürdler - II Türklerin Seçimi ve Kürdler-1 Newroz Piroz Be - Newroz Fîrazbo Hergün Kadınların Günü Olsun. Siyasi Felaketten Deprem Felaketine ! Türkiye’nin Gidişatı, Seçim mi ? Darbe mi Öngörüyor ? Ankara Seçim Planını Kürdler Üzerinde Kurguluyor Paris-Ankara Çelişkisi ve Kürd Katliamları ! İran'da Ne Olacak, Diktatörler 'Başaracak' mı? Geçmişle Geleceği Öldüremezsiniz...! İşgal ve Saldırganlık Ankara'nın başını yiyecek Türk ve Fars saldırganlarını durdurun. Ankara, Nato blokajından çark etti İşgal ve Talan Cumhuriyeti Medya ve Sosyal Medyanın Önemi Kürdlerle Savaşıyor, Rusya'ya 'Arabulucu' Oluyor! Ankara’nın Hayal Edemediği Ayağına Geldi Newroz Piroz Be! Kirli Siyasetin Sefaleti Ecevit'ten Erdoğan'a 'Demokrasi' Kürdler Avukatını Unutmayacak 'Helalleşme' Değil Yüzleşme Olmalıdır Türkiye, Suriye ve Rojava'da kaybetti Yüzyıllık Türk-Kürd Savaşın 'Çözüm' Raporları 'Kolunuzu, Bacağınızı Kopracağım' Dersim Gittikçe Kürtleşiyor ! Savaşın Kaçınılmaz Sonuçları Çanlar Kimin İçin Çalıyor ? Sakine'yi Anlatmak Zor Kürdistan'da Neler Oluyor? Korku Rejimi Çöküşünü Yaşıyor Stratejisiz Savaş ve Barış Politikası! Coronavirüs ne hatırlattı? Türkiye, Suriye'de neyin savaşını veriyor? Zozolar Bitirildi, Lololar Kaldı. İran Rejiminin Kara Kutusu Kasım Suleymani! ABD ve Rusya Türklerle Ne Yapmak İstiyor? Tahir Elçi Öldürüldü, Sur Yıkıldı, Diyarbekir Sustu Güvenli Bölge Basıncı ve Ankara zirvesi! Siyasetin Sefaleti ve Açlık Grevleri Ütopya Nedir? Türkiye düşmansız yönetemez! Siyaset Niçin Yapılır ? ABD ve Rusya Ne Yapmak İstiyor? Sessizlik Savaş Malzemesidir ! Dünya Devletlerinin Kürdistan Hesabı ! Acem Diplomasisi ve Kerkük İşgali! Acem Kılıcı ! İran ve Türkiye'nin Çıkmazı! Yüzyıllık Sykes-Pkot Esareti ve Bağımsızlık Referandumu ! Neden Güvenli Bölge ? Türkiye Demokratikleşir mi? Kürdistan Hava Kuvvetleri ! Koalisyon Güçlerinin Ankara Ayarı ! Kürdler olmazsa Türkiye Ne Yapacak ? Şengal, Kürdlerin Birlik Sembolü Olmalıdır Ateşkes ve çözüm arayışı ! Ateşkes Hazırlığı Türk Kolonyalizmi ! Despotizm ! Cihata açılan kapı! Said'lerin Bağımsızlık Çağrısı ! Musul Kimin Yurdu ? Ortadoğu Jeopolitiği ve Cepheler Savaşı 11 ayda yedi bin insan öldüren AKP çözüm istiyor! Tarih nasıl çarpıtılır? Otoriteryanizm ve Kürd Sorunu Erdoğan'ın Türkiye'si Nereye Gidiyor? İşgalin Kendisi Terörizmdir! Sabrımızı Taşırmayın! Türkler Kürdlerin katili olmayı redetmelidir Son Altı Ayda Kaç Yüz Kürd Öldürüldü? Kürd Halkının Sesi, Tahir Elçi Susturuldu! Savaş siyaseti yönetemez! 'Nankör IŞİD' Operasyonu ve Kürdler Hdp'in Barış Mitingine Ankara'dan Bomba ! Kürtlere Karşı Etnik Bir Savaş Yürütülüyor 'Kürd Millet Mesajı' Doğru Okunmalıdır Kürd Milleti Bağımsızlığa Yürüyor İran Rejimi Her Saniye Suç İşliyor Kadına Bakış Nasıl Olmalı ? Dünyanın en güzel şeyi bağımsızlıktır. Tanrıları Nasıl Yarattık? Kuzey Kürdistan Kimin İşgali Altındadır? ''İslam'' Faşizmi Kuşatılmışlık Kürd Devletiyle Aşılacaktır ! Ulusal Kazanımlar Devletsız Korunamaz. Hamidiye Alayları (Bejikler) Rojava ve Ulusal Kimlik ! Siyasi Temsilin Anahtarı Ulusal Bağımsızlıktır. Cenevre 2 ye Kürd'ler Neden Çağrılmadı ? Kürdistan ve Önderlik Sorunu !
x